Çarşamba, 23 Ağustos 2017 23:07

GERÇEK HAYATIN MİNYATÜRÜDÜR “OKUL” “ÇOCUĞUM VE OKULA BAŞLIYOR”

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Hayatın ilk yılları, insanın gelecekteki davranışlarını yönlendiren, biçimlendiren temellerin atıldığı bir dönemdir. Çocuklar bildikleri, yaptıkları birçok şeyi anne babalarını gözlemleyerek, onları taklit ederek öğrenmektedirler.

Okul genel tanım olarak, eğitim ve öğretim amacıyla tasarlanmış mekâna verilen addır. Okullar eğitim ve öğretim etkinliklerinin gerçekleştirildiği, bilimsel derslerin verildiği mekanlar olarak bilinir. Ancak sadece bilimsel bilginin verildiği mekanlar değil, aynı zamanda bireylere kültürel ve sanatsal değer katan, sosyal yaşantı becerisi kazandıran, onların zihinsel, bedensel ve ahlaksal açıdan gelişmesini sağlayan eğitim kurumlarıdır. Bireyler yaşamlarını sürdürebilmek için gerekli olan bilgileri en doğru şekilde okullarda öğrenirler. Çocuğun aileden ayrı kalmayı başardığı bu ilk sosyalleşme sürecinin başarı ile tamamlanması çok önemlidir. Zamanında başarılmamış olan gelişimsel aşamalar, ilerleyen dönemlerde daha zor başarılmakta, psikolojik olarak çocuğu daha olumsuz etkilemekte ve sağlıklı gelişimi olumsuz etkileyerek diğer gelişim alanlarına da zarar verdiği gözlenmektedir. Okula uyum sürecinde aile ve okul birlikte çalışmalıdır. Aile ve okul tarafından uygulanan davranış biçimlerinin aynı doğrultuda olması çok önemlidir.

ÇOCUKLARDA OKULA BAŞLAMA SÜRECİ VE UYUM

Okula başlamak çocuğun gelişiminde en önemli adımlardan biridir. Okula başlama, çocuk için yeni ve karmaşık bir sosyal çevreye girmek, birey olarak toplumda yer almak ve dış dünyaya açılmaktır. Okul sürecinin başlamasıyla çocuklarda kişiliğini kazanmaya yönelik çabalar artar. Çocuk iç zenginliği ile çevreye daha fazla açılmaya, sosyalleşmeye başlar. O güne kadar sadece anne babası, kardeşi ve kendisi varken, artık sınıf arkadaşları, arkadaşlarının anne ve kardeşleri, sınıf öğretmeni, diğer sınıflardaki çocuklar, diğer sınıfların öğretmenleri, okul müdürü ve diğerlerinin de olduğunun bilincine varır. Çocuk okula başlayarak sosyal gelişim sürecine girer ve bu sosyal ortamda çevresini etkilediği gibi çevresinden de etkilenmeye başlayacaktır. Okulun ilk günlerinde bazı sorunlarının yaşanması mümkün ve doğaldır. Çocuğun okul çağına dek içinde yaşadığı ve uyum sağladığı, kendini kabul ettirdiği ev ortamından ayrılarak değişik özellikler taşıyan, farklı bir ortama geçişi çocuk ve aile için belli bir uyum süreci gerektirir. Bu dönemde bütün sorularına cevap arayışı içinde olan çocuğa her zamankinden daha yakın olunmalı. Aile, çocuğun okula gitmemek için oluşturduğu bahaneleri yadırgamadan dinlemeli, kaygılarını paylaşmalı, anlayışlı olmalı ve bu önemli dönemde onları etkileyecek başka olumsuz yaşantılardan veya büyük değişikliklerden onları uzak tutmaya çalışmalıdır. İlköğretime hazır olmak demek yalnızca okuma-yazma öğrenmek demek değildir. Asıl önemli olan çocuğun okul olgunluğuna erişmiş olmasıdır. Okul olgunluğuna erişmiş bir çocuk okullu olmanın gereklerini zaten doğal bir süreç içerisinde başarıyla gerçekleştirecektir.

OKUL KORKUSU VE BUNA NEDEN OLABİLECEK DÜŞÜNCELER

Okul ve aile, bireylerin eğitiminde birbirlerini tamamlayan oldukça önemli kurumlardır. Çocuk, aile ve ev ortamının dışında farklı bir ortama girme, okula başlama göreviyle karşı karşıya kalınca uyum sorunları yaşanabilmektedir. Çocukların büyük bir kısmı okula uyum sağlarken, bir kısmı da uyum sağlamada zorlanırlar. Bağımlı, ilişki kuramayan, arkadaşları ile oynamayı reddeden, anne ile ilişkisi sağlıklı kurulamamış olan bir çocuğun okula başlarken sorun yaşaması beklenebilir. Okula uyum sağlamada zorlanan çocuklarda yaygın olarak görülen temel problem okul korkusudur. Çocukların bu süreçte kendilerini güvende ve rahat hissetmeleri için öncelikle zamana ihtiyaçları olacaktır. Okul fobisini oluşturan nedenler okuldan veya evden kaynaklanabilir. Okulda sınıf çok kalabalık olabilir, çocuk öğretmenden beklediği ilgiyi göremeyebilir. Çocuğun sınıf öğretmeni çok otoriter olabilir ve çocuk öğretmeninin katı disiplinine uyum sağlayamayabilir. Sınıfta yapılan veya yaptırılan faaliyetler çocuğa zor gelebilir veya belli bir faaliyeti (resim, müzik, yabancı dil vb.) başaramamaktan korkabilir. Kalabalık sınıf ortamında kendisiyle ilgilenilmeyeceği düşüncesi, okul içerisinde kaybolma veya okulda unutulma endişesi, ders süresinin uzun gelmesi veya oyun oynamak istemesi, kuralları anlama ve uygulamada zorluk çekmesi, kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacağından korkması (yemek, tuvalet vb.), kendisiyle alay edileceği düşüncesi, arkadaşsız kalma endişesi onu okuldan soğutabilir ve okul fobisi oluşturabilir.

Bazen de okul fobisinin kaynağı, öğretmen veya okul ortamı olmayabilir. Bu durumda sorunun nedeni evde, ailede aranmalıdır. Çocuğun evden ayrılmak istemeyişinin birçok nedeni olabilir. Bunlar, evde küçük bir kardeşin bulunması, anneyi kaybetme korkusu, anne veya babanın hastalığı, okul açılmadan kısa bir süre önce anne-babanın boşanması veya aileden birinin ölmesi, annenin yalnızlıktan korkması veya çocuğundan ayrı kalmaya hazır olmaması şeklinde sıralanabilir. Okul korkusu çocuğun annesinden ayrılmanın verdiği endişenin sonucudur aslında. Aile öncelikle çocukta kaygı uyandıran düşünceleri tespit edip bu düşüncelerden dolayı oluşan kaygıyı gerçekçi açıklamalar yaparak çocuğun rahatlamasını sağlamalıdır.

Ayrılma sürecine çocuk kadar annenin de hazır olması gerekir. Anne çocuğuna endişelerini hissettirdiği ve çocuktan uzaklaşmadığı sürece çocuğun okula uyumu zorlaşacaktır. Okul fobisinin giderilmesinde aileye de, okula da pek çok görev düşer. Anne ve baba, çocuğuna sakin, soğukkanlı ve anlayışlı davranmalıdır. Anne ve baba çocuğun okuldan uzak kalmaması gerektiğini bilmeli onu okula alıştırmak için her çareye başvurulmalıdır.

Okul korkusu yaşayıp uyum sağlamada zorlanan çocuklarda görülen hallerden bahsetmek gerekirse: çoğunlukla okul sabahları gözlenen ve tatil günleri kaybolan baş ve karın ağrıları, zaman zaman kusmaya dönüşen mide bulantıları ve mide krampları, ağlama, terleme, titreme, korku, aşırı öfke yaşama, belirgin fizyolojik bir neden olmaksızın kendini iyi hissetmeme ile ilgili şikayetler ile evde kalma isteğinde artma, okula gitmeyi reddetme, ağlama, anne babadan ayrılmada isteksizlik, okula gelirken isteksiz olma, yapmaya alışık olduğu davranışları yapmak istememe, bebeksi davranışlar gösterme, yemek ve uyku alışkanlığında düzensizlikler, yalan söyleme gibi sıkıntı belirtileri görülebilmektedir.

Uyum sürecinde birkaç hafta süren huysuzluk ve huzursuzluk dönemleri yaşanabilir. Anneye bağımlılık artabilir. Gece korkulu rüyalar görülebilir. Bu davranışlar oldukça doğal tepkilerdir. Çocuk uyum sağlamaya başladıkça bu davranışlar ortadan kalkacağından endişelenilmemelidir. Sorun uzun süre devam ederse psikolog ile görüşülerek uzman desteği alınması yararlı olur. Her çocuğun okula uyum süresi birbirinden farklıdır. Bu nedenle başka çocuklarla asla kıyaslanmamalıdır. Bu süreç çocuğun kişilik yapısına ve ailenin yetiştirme biçimine göre değişebilmektedir.

Okul fobisini giderme konusunda tüm çocuklara uygun bir eğitim modeli olduğu söylenemez. Bu nedenle aile ile okulun işbirliği halinde olması şarttır. Bir yandan aile, çocuğun bağımsızlığa kavuşması ve olgunlaşması için çalışırken, öte yandan öğretmen çocuğun okulda kendini kanıtlaması, başarılı olduğu alanda kendini göstermesi için fırsat yaratmalıdır. Çocuğun sosyalleşmesi ve arkadaş ilişkilerini güçlendirmesi için okulun dışında da birkaç sınıf arkadaşı ile görüşmesi ve oynaması sağlanmalıdır. Aile, öğretmen ve uzmanın işbirliği ile güven duygusu pekiştirilen çocukta, okul fobisinin zamanla kaybolduğu gözlenir. Okul fobisinin giderilmesinde önemli olan, soruna erken teşhis koymak ve sorunu yaratan nedene uygun eğitim modeli seçmektir.

OKULA YENİ BAŞLAYACAK ÇOCUKLAR İÇİN NELER YAPMALI ?

- Çocuğunuzu okulla ilgili olarak önceden bilgilendirin ve okulu gezdirin.

- Güven verin, rahatlatın. Yanında olmadığınızda onun mutlu ve rahat olacağına ilişkin ona güvence verin.

- Sakin kalmaya çalışın. Kaygı, özellikle ebeveynle çocuk arasında bulaşıcıdır. Çocuk, kaygı duyduğu, canı sıkıldığı her durumda ne kadar endişelendiğinizi anlamak için size bakacak ve endişeli olduğunuzu gördüğünde, bu kendi korkularının yerinde olduğunu doğrulayacaktır. Bu nedenle ne kadar tedirgin, gergin olursanız olun, dışarıdan bakıldığında sakin ve rahat görünmeye çalışın.

- Okul çıkışında onu tam zamanında alacağınızı ya da servise bineceğini, evde mutlaka karşılayacak bir kişinin olduğunu ona açıklayın. Özellikle kaygılı çocuk, annesinin evde kendisini karşılamayacağı düşüncesiyle okula gitmek istemeyebilir.

Yazımı sonlandırırken anne babalara birkaç tavsiyede bulunmak isterim

Çocuğunuzu kaygılandıracak cümlelerden kaçınmalısınız:

- Çocuğunuza “Okula gitmek ister misin?” diye sormamalısınız. Çünkü okula gitmek, oyuncaklarıyla evde kalıp oynamak varken, çocuğun yapmak isteyeceği bir eylem olmaz.

- Seni okulda unutmam demeyin unutma ihtimalinizi düşünüp gün boyu tedirgin olur.

- Sakın yaramazlık yapma, öğretmenin kızar dememelisiniz. Zaten tanımadığı bir ortamda, tanımadığı kişilerle olmak onu fazlasıyla kaygılandırmaktadır. Bir de öğretmenine dair zihninde korku uyanırsa iyice zorlaşır uyum süreci.

- Korkma sakın diye uyarmamalısınız. Bu onu daha çok kaygılandırır.

- Seni burada çıkışa kadar bekleyeceğim dememelisiniz. Eğer ders arasında sizi görmek için çıkar da bulamazsa hayal kırıklığı yaşar.

Çocuğunuza onu motive edecek cümlelerle yaklaşmalısınız:

- Bir sürü arkadaşın olacak bundan sonra.

- Bir sürü yeni oyun öğreneceksin.

- Ben de senin kadarken her gün koşarak okula giderdim.

- Okula giderken öğretmenine en sevdiğin resmini ya da oyuncağını gösterebilirsin.

- Sen okuldayken aklım hep sende olacak ama orda eğlendiğini bilmek beni de mutlu edecek.

Sevgi dolu yuvanızda ailenizle neşeli, mutlu ve huzurlu anlar geçirmeniz dileğiyle…

 

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.