DEPREM VE ETKİLERİ...
DEPREM
VE DEPREMİN YETİŞKİN VE ÇOCUK ÜZERİNE ETKİLERİ
6
Şubat 2023 Sabahı 7,4 deprem haberi ile haftaya buruk başladık.
Maruz
kaldığımız görüntüler, duyduğumuz sarsıcı bilgiler…
Yarım
kalmışlıklar, yalnızlıklar…
Suçlu
hissedişler, utanmalar…
Bir
taraftan umut ve korku diğer taraftan heyecan ve üzüntü…
Evet
deprem. Beklemediğimiz bir anda kapımızı çalan, üzen ve yoran bir misafir…
Deprem
sadece fiziki ve maddi yıkım ya da kayıp değildir, çaresiz hissediştir,
yalnızlıktan korkmaktır, depresif hallerdir, öfkedir, üzüntüdür, kaygı halidir,
hayal kırıklığıdır, kabullenmemektir, geçmişi kaybetmektir, kişisel tarihle
olan bağların yok olmasıdır…
Velhasıl
yas sürecidir…
Buruk
ama umutlu günlerden geçiyoruz. Ülkemizin başı sağ olsun, Allah kalanlara sabır
versin.
Yetişkinleri
derinden etkileyen deprem ne yazık ki evlatlarımızı daha da derinden
etkilemektedir. Yetişkin; yaşam yolculuğunda krizler ile baş edebilmeyi bir
şekilde öğrenmiş, baş etme becerilerini arttırmıştır. Bu sayede yaşadığı
travma ya da doğal afetler ile daha sağlıklı baş edebilmektedir. Hayat
deneyimi daha kısıtlı olan çocuk ise depremden daha fazla
etkilenmektedir.
Depremin
çocukta derin izler bırakmaması için; çocuklar ile kurulan ilişkide dikkatli
olunmalı, çocuğu deprem görüntülerinden uzak tutmalı, çocuğun duygularını
bastırmaması sağlamalı, çocuk sakin ve şefkatli bir şekilde dinlenilmeli,
kaybettiği yakını varsa yasını yaşamasına izin verilmelidir.
Afetlerden
sonra bedensel tepkiler ve yoğun duygular yaşar kişi. Bunlardan
bazıları şaşkınlık, korku, çaresizlik, suçluluk, utanç, kaygı,
güvensizlik, yalnızlık ve benzeridir. Bunlar anormal olan deprem süreci
ve sonrasına verilen normal sağlıklı tepkilerdir.
Olayın
ya da sahnenin kişinin yaşamında travma olmaması için; ruh ve beden bütünlüğünü
olumsuz etkilemesi, günlük yaşamını sekteye uğratması beklenir. Olayı birebirde
yaşamanın kişiyi travmatize edebileceği gibi, kişinin olayı bir de yaşamış
olmamasına rağmen olayın olumsuz yanlarına, görüntülerine sürekli maruz
kalması, yoğun empati kurması, olay hakkında sürekli bilgi toplaması, sevdiği
bir yakınının olayı yaşadığını bilmesi kişiyi travmatize edebilir.
Depremi
birebirde yaşayan depremzedelerin dışında diğer illerimiz ve ülkelerdeki
insanlarımızın da gözü kulağı deprem bölgelerinden gelecek haberlerde. Tüm
insanlık olarak kenetlendiğimiz kıymetli zamanlardan geçiyoruz. Asrın felaketi
olarak adlandırılan bu deprem elbet birçok etkisinin yanında derin psikolojik
etkilerini de yaşatmaktadır. Bu deprem çevre iller, tüm Türkiye, hatta Dünya
tarafından takip edilmektedir.
İçinde
bulunduğumuz bu dönemde en önemli husus kişinin kendi ruh sağlığını
korumasıdır. Depremi fiziken yaşayanların haricinde deprem anını birebirde
yaşamamasına rağmen yoğun empati kurarak sanki o anı yaşamışçasına yoğun
duygusal tepkiler veren kişiler ile karşılaştım. Hakkımız var mı acaba
depremzedelere destek olacak bizlerin kendini bu kadar bırakmasına? Görüntülere
bu kadar fazla maruz kalıp travmatize olunmasına?
Elimizden
gelen neyse depremi yaşayan ortalama 13 milyon insanımız için çabalayacağız,
ayakta ve güçlü kalacağız. Ve unutmayacağız depremzedelerin
yardımına koşarken, onlara destek olmaya ve onların yaralarını sarmaya
çalışırken aslında bir taraftan kendi ruh sağlığımızı da güçlendirdiğimizi.
Yaşanılan
deprem sonrası sıkça duyduğum 2 soru oldu. Bu sorulardan ilki çocuğuma depremi
nasıl anlatmalıyım diğeri deprem sonrası çocuğuma nasıl davranmalıyım?
Yetişkin
kendi kaygılarını yönettikten sonra çocuğunda kaygıya neden olmadan onun
anlayacağı yalın bir dilde depremin ne olduğunu, etkilerinin neler
olabileceğini, deprem anında ve sonrasında neler yapması gerektiğini
anlatmalıdır.
Depremin
ne olduğu çocuğa anlatılırken çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun bir
anlatım tarzı benimsenmelidir, çok fazla detaya girilmemelidir. Çocuğum yaşına
uygun anlatım yapmakta zorlanan aileler deprem temelli, çocuğun yaşına uygun
hikâye kitaplarından-çizgi film ve oyuncaklardan destek almalıdır.
Çocuğa
depremi anlatmada dikkat edilmesi gereken nokta belirsizlik ve korku
uyandırmamak, üstü kapalı bir anlatım ile çocuğun
yorumlayarak kaygılanmasına müsaade etmemektir.
Özellikle
kargaya atıfta bulunmamın sebebi; kaygının çocuğun kendini güvende
hissetmemesinin önüne geçmektir. Güvende hissetmeyen çocukta kaygı artar, uyku
ve iştah problemleri meydana gelebilir, içe kapanıklık ya da aşırı
hareketlilik görülebilir, konuşma problemleri oluşabilir, alt ıslatma
görülebilir, öfke nöbetleri ve ağlama krizleri yaşayabilir, duygularını
bastırabilir.
Çocuğa
deprem anlatılırken depremin şimşek çakması, gök gürlemesi yağmur ya da kar
yağması gibi bir doğal olayı olduğu anlatılmalıdır.
Çocuğun
ev içinde deprem anında gidebileceği güvenli alanlar gösterilerek, hayat
üçgeni
(çök-kapan-tutun)
oyunlaştırılarak öğretilmelidir.
Normal
olmayan bu süreçte elbette sürekli normal hissetmek ve normal davranmak mümkün
değildir. Hem yetişkinlerin hem çocukların deprem görüntülerine fazlaca maruz
kalmaması gerekmektedir. Süreci sağlıklı atlatmada lütfen buna dikkat
edelim özen gösterelim.
Toplum
olarak acıyı hüznü yaraları pekiştirmeden sürecin yıkıcı etkilerini azaltacak
davranışlar sergilemeliyiz.
Birlik
ve beraberliğimizle bugünleri de arkamızda bırakacağız, yaralarımızı saracağız
güzel ülkem…
ZEHRA
BİNİCİ TEKİN
Klinik
Psikolog & Aile Danışmanı
04.04.2026